İngilizce’de en çok Kullanılan 100 Fiil (Verbs) | KL 100

Kelimelerin İngilizce tanımlarını, diğer anlamlarını, okunuşlarını, eş anlamlarını, zıt anlamlarını, kullanım örneklerini ve cümle çevirilerini görmek için «kelimeye tıklayınız».

1. accept: kabul etmek
2. add: eklemek
3. allow: izin vermek
4. ask: sormak
5. be: olmak
6. begin: başlamak
7. believe: inanmak
8. break: kırmak
9. bring: getirmek
10. buy: satın almak
11. call: aramak
12. cancel: iptal etmek
13. change: değiştirmek
14. clean: temizlemek
15. close: kapatmak
16. complain: şikayet etmek
17. continue: devam etmek
18. count: saymak
19. cut: kesmek
20. do: yapmak
21. draw: çizmek
22. drink: içmek
23. drive: (araç) sürmek
24. eat: yemek
25. explain: açıklamak
26. fall: düşmek
27. feel: hissetmek
28. fill: doldurmak
29. find: bulmak
30. finish: bitirmek
31. fit: uymak
32. fix: tamir etmek
33. fly: uçmak
34. forget: unutmak
35. get: elde etmek
36. give: vermek
37. go: gitmek
38. happen: olmak
39. have: sahip olmak
40. hear: duymak
41. help: yardım etmek
42. hurt: incitmek
43. know: bilmek
44. learn: öğrenmek
45. leave: ayrılmak
46. like: hoşlanmak
47. listen: dinlemek
48. live: yaşamak
49. look: bakmak
50. lose: kaybetmek
51. love: sevmek
52. make: yapmak
53. mean: kastetmek
54. meet: buluşmak
55. move: hareket etmek
56. need: ihtiyacı olmak
57. open: açmak
58. organize: düzenlemek
59. pay: ödemek
60. play: oynamak
61. put: koymak
62. rain: (yağmur) yağmak
63. read: okumak
64. remember: hatırlamak
65. reply: cevap vermek
66. run: koşmak
67. say: söylemek
68. see: görmek
69. seem: görünmek
70. sell: satmak
71. send: göndermek
72. show: göstermek
73. sit: oturmak
74. sleep: uyumak
75. speak: konuşmak
76. spell: hecelemek
77. spend: harcamak
78. stand: ayakta durmak
79. start: başlamak
80. stop: durmak
81. study: (ders) çalışmak
82. swim: yüzmek
83. take: almak
84. talk: konuşmak
85. teach: öğretmek
86. tell: anlatmak
87. think: düşünmek
88. travel: seyehat etmek
89. try: denemek
90. turn: dönmek
91. understand: anlamak
92. use: kullanmak
93. wait: beklemek
94. walk: yürümek
95. want: istemek
96. watch: izlemek
97. win: kazanmak
98. work: çalışmak (iş)
99. worry: endişelenmek
100. write: yazmak

Modal Verbs

• be able: -ebilmek
• can: -ebilmek
• could: -ebilmek (geçmiş hal)
• may: mümkün olmak
• might: mümkün olmak
• will: -ecek
• would: -ecekti
• should: -meli
• must: -meli

İngilizce’de en çok Kullanılan 100 Sıfat (Adjectives) | KL 100

1. able: becerikli
2. available: mevcut
3. bad: kötü
4. black: siyah
5. best: en iyi
6. better: daha iyi
7. big: büyük
8. blue: mavi
9. cold: soğuk
10. central: merkezi
11. certain: kesin
12. clear: açık
13. close: kapalı
14. common: yaygın
15. cultural: kültürel
16. current: mevcut, şimdiki
17. dark: koyu, kara
18. dead: ölü
19. democratic: demokratik
20. different: farklı
21. difficult: zor
22. early: erken
23. easy: kolay
24. economic: ekonomik
25. entire: tamamen
26. environmental: çevresel
27. federal: federal
28. final: nihai
29. financial: mali
30. fine: iyi, hoş
31. free: ücretsiz
32. foreign: yabancı
33. full: tam, dolu
34. general: genel
35. good: iyi
36. great: kocaman
37. green: yeşil
38. happy: mutlu
39. hard: sert
40. high: yüksek
41. hot: sıcak
42. huge: kocaman
43. human: insan
44. important: önemli
45. international: uluslararası
46. large: geniş, büyük
47. late: geç
48. left: sol
49. legal: yasal
50. likely: muhtemel
51. little: küçük
52. local: yerel
53. long: uzun
54. low: düşük
55. main: ana
56. major: başlıca
57. medical: tbbi
58. military: askeri
59. national: ulusal
60. natural: doğal
61. new: yeni
62. nice: tatlı, hoş
63. old: yaşlı
64. other: başka
65. past: geçmiş
66. personal: kişisel
67. physical: fiziksel
68. political: siyasi
69. poor: fakir
70. popular: popüler
71. possible: olası, mümkün
72. private: özel
73. public: kamu
74. ready: hazır
75. real: gerçek
76. recent: geçen
77. red: kırmızı
78. religious: dini
79. right: haklı
80. serious: ciddi
81. short: kısa
82. significant: önemli
83. similar: benzer
84. simple: basit
85. single: tek, bekar
86. small: küçük
87. social: sosyal
88. special: özel
89. strong: güçlü
90. sure: emin
91. traditional: geleneksel
92. true: gerçek
93. open: açık
94. only: sadece
95. various: çeşitli
96. white: beyaz
97. whole: hepsi, bütün
98. wrong: yanlış
99. young: genç

İngilizcedeki en Güzel Kelimeler

Serendipity
şans eseri güzel şeyler bulma; güzel/mutlu tesadüf

• The discovery was a pure example of serendipity.
› Keşif, tam bir güzel tesadüf örneğiydi.

Euphoria
coşku, aşırı mutluluk, sarhoşluk, öfori

• She was in a state of euphoria.
› Coşku içindeydi.

• The euphoria of victory can give way to defeat.
› Zafer sarhoşluğu yerini mağlubiyete bırakabilir.

Do you speak English? vs Do you know English?

Do you speak English?

  • İngilizce biliyor musun?
  • İngilizce konuşabilir misin?

Birebir çevirisi İngilizce konuşur musun? olmasına rağmen neden Türkçe çevirisi farklı? Bir kimsenin yabancı dil bilip bilmediğini sormak için neden İngilizler “speak (konuşmak)” kelimesini, Türkler ise “know (bilmek)” kelimesini kullanıyor?

Sömürge döneminde İngilizler yabancı dili daha çok gittikleri yerlerdeki yerel kabilelerle iletişim kurmak için öğrenmişlerdir. Bu yüzden bir kimsenin yabancı dil bilip bilmediğini sormak için Do you speak English? veya Can you speak English? kalıbını kullanmışlardır. Günümüzde Do you know English? kalıbı zaman zaman kullanılsa da yaygın olarak kullanılmamaktadır.

Türkler ise yabancı dili daha çok tercüme çalışmaları için öğrenme ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzden Yabancı bir dili konuşmaktan daha çok o dilde tercüme yapmaya önem vermişlerdir.

Bu geçmişten dolayı, günümüzde dahi bir kimsenin yabancı dil bilip bilmediği sorulurken, Eğer Londra’da iseniz Can you speak French?, İstanbul’da iseniz Fransızca biliyor musunuz?, sorusunu duyacaksınızdır.

Bu tür kalıplaşmış cümleler tercüme edilirken, ifade ettiği anlam yerine birebir çevirisinin yapılması yaygın bir çeviri hatasıdır.

 

 

İngilizce’de En Çok Kullanılan Atasözleri

don’t judge a book by its cover

Birebir çeviri: kitabı kapağına göre yargılama
Türkçe karşılığı:
kimseyi dış görünümüne göre yargılama, hiçbir şeyi dışından yargılama
Açıklama:
bir kimsenin veya şeyin değerini dışından bakarak anlaşılamayacağını ifade eden bir atasözü


the early bird catches the worm

Birebir çeviri: erkenci kuş solucanı yakalar
Türkçe karşılığı:
erken kalkan yol alır
Açıklama: erken kalkan veya bir şey yapmaya erken başlayan kimsenin başkalarından daha kazançlı olacağını anlatan bir atasözüdür.

• We need to get to the store early. The early bird catches the worm, you know.
› Mağazaya erken gitmemiz gerekiyor. Erken kalkan yol alır, bilirsiniz.

 

blood is thicker than water

Birebir çeviri: kan sudan kalındır
Türkçe karşılığı: aile her şeyden önce gelir, akrabalık her şeyden daha önemlidir
Açıklama: kan bağıyla olan ilişkilerin diğer tüm ilişkilerden daha önemli olduğunu belirten bir atasözüdür

• Even if he made a mistake, he is your brother. Don’t forget! Blood is thicker than water.
› Hata yaptıysa bile, o senin kardeşin. Unutma! Aile her şeyden önce gelir.

Etymology: Orjinali ‘the blood of the covenant is thicker than the water of the womb (= ahit kanı rahim suyundan kalındır)’ olan bu atasözü asıl manasını tamamen yitirmiş ve günümüzde ilk manasının tam zıddı bir anlamda kullanılmaktadır. Eski dönemlerde iki kabile veya krallık ortak bir düşmana karşı birleşmek istediklerinde, bir hayvanı ortadan ikiye kesip onun kanıyla ahitleşirlerdi. Aslı bu ritüele dayanan bu atasözünün asıl manası ise, ahit kanı üzerine yapılan bağlılığın akrabalık bağından daha önemli olduğuydu. Zamanla bu söz evrilmiş ve kan bağının her şeyden daha önemli olduğunu belirten bir söze dönüşmüştür.

 

an idle brain is the devil’s workshop

Birebir çeviri: boş beyin, şeytanın atölyesidir
Türkçe karşılığı: boş beyin şeytanın atölyesidir, boş duranın ayağına şeytan takılır
Açıklama: boş duran bir kimsenin aklına kötü veya şeytani düşüncelerin geldiğini ifade eden bir atasözü

• You may not have a job but at least you can read a book. An idle brain is the devil’s workshop.
› İşin olmayabilir ama en azından kitap okuyabilirsin. Boş beyin, şeytanın atölyesidir.

 

İngilizce’de en çok Kullanılan Deyimler

Hard nut to crack
also, tough nut to crack
Birebir çeviri: kırması zor bir ceviz
Türkçe karşılığı: çetin ceviz, demir leblebi
Açıklama: başa çıkılması zor olan bir şeyi ya da kişiyi ifade etmek için kullanılır,


A piece of cake

Birebir çeviri: bir dilim kek
Türkçe karşılığı: çocuk oyuncağı, çok kolay
Açıklama: yapılması çok kolay olan bir işi ifade etmek için kullanılır


Cost an arm and a leg

Birebir çeviri: bir kola ve bacağa mal olmak
Türkçe karşılığı: pahalıya mal olmak, pahalıya patlamak, küçük bir servete mal olmak
Açıklama: bir şeyin çok pahalı olduğunu veya pahalıya patladığını ifade etmek için kullanılır

Örnek Cümleler
  • The mission was a hard nut to crack.
    Görev çetin bir cevizdi.
  • His boss seems to be a hard nut to crack.
    Patronu demir leblebi gibi görünüyor.
  • The exam was a piece of cake for me.
    Sınav benim için çocuk oyuncağıydı.
  • A new car will cost me an arm and leg.
    Yeni bir araba bana pahalıya patlayacak.

 

 

İlginç etimolojisi olan İngilizce kelimeler

Assassin
köken: Arapça
mana: suikastçı

“Assassin” kelimesi Şia mezhebinin İsmailiyye koluna mensup dini lider Hasan Sabbah’ın kurduğu bir tarikattan ismini alır. Bu tarikat Selçukluları, Haçlıları ve Moğolları hedef almış, saldırı becerileri, askeri taktikleri ve acımasızlıkları ile ün salmışlardır.
Efsaneye göre, Hasan Sabbah müritlerini haşhaşla zehirleyip düşmanlarının ileri gelenlerini süikastla öldürmek için kullanmıştır. Haşhaşı kullanmalarından dolayı “Haşhaşiler” olarak isimlendirilmişler ve bu kelime evrilip “assassin” olarak İngilizce’ye geçmiştir.


Quarantine

köken: İtalyanca
mana: karantina

“Quarantine” kelimesi “kırk gün”  anlamına gelen İtalyanca quarantena kelimesinden türemiştir. 14. yüzyılda Kara Veba tüm Avrupa’ya yayıldığında, bir ticaret merkezi olan Venedik’e gelen gemiler yakınlardaki adalarda kırk gün bekletilmişlerdi. Daha sonraki süreçte karantina kelimesi “kırk günlük tecrit süresi”, “zorunlu olarak tecrit edilme durumu”, “bulaşıcı hastalıklara yakalanları sağlıklı kişilerden ayırma” gibi mananalar kazanmıştır. Günümüzde bu kelime birçok dilde kullanılmaktadır.


Coffee

köken: Arapça (?)
mana: kahve

Kahve kelimesinin kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte, isminin Etiyopya’nın Kaffa bölgesinden geldiği düşünülmektedir.

9. yüzyılda Etiyopyalı bir çobanın, koyunlarının kahve yaprakları yedikten sonra daha enerjik olduklarını fark etmesiyle kahvenin hikayesi başlar. Daha sonra insanların da kahveyi denemesiyle bir içecek haline gelir.

12. yüzyılda, Yemen’de gece ibadeti yapan kişilerin uyanık kalmak için içtikleri bir içeçeğe dönüşen kahve, ilk kez toplu olarak içilmeye başlar. Elan bazı arap ülkelerinde, camide gece ibadeti yapan kişilere ‘mırra’ isimli bir kahve takdim edilir. Bu adet on asır önce Yemen’de başlayan kahve kullanımının bir kalıntısıdır.

16. yüzyılda, Osmanlı imparatorluğunda ilk kez kahvehaneler açılmaya başlar ve kahve yeni bir kimliğe bürünür. 16. asra kadar insana enerji verdiği için içilen kahve artık siyasi tartışmaların veya özgürce fikir alışverişinin yapıldığı ortamların vazgeçilmez bir parçası olur.

17. asırda Avrupa’ya ve 18. asırda dünyanın birçok yerine ulaşan kahve, bazıları için güne başlama içeceği, bazıları için hoş sohbetin olmazsa olmazı bazıları içinse sıradan bir içecektir.


Achilles heel

köken: Yunanca
mana: Aşil topuğu

Efsaneye göre, Achilles yeni doğduğunda annesi onu insandaki tüm zayıflıkları ve zaafları yok eden Styx nehrine götürür. Ayaklarından tutarak nehre batırır ama topuk kısmını suya batırmayı unutur. Gençliğinde zamanının en büyük savşçılarından biri olan Achilles, Truva savaşına katılmaya karar verir. Savaş sırasında Truva kralının oğlu Paris tarafından atılan bir okla topuğundan vurularak can verir. Böylece ‘Achilles heel’ kelimesi ‘zaaf, zayıflık, en zayıf nokta, büyük zaaf, ölümcül zaaf’ gibi mecazi bir anlam kazanmıştır.

 

İngilizce’de en çok kullanılan 100 kelime

(Kelimelirin diğer manalarını, ingilizce tanımlarını, eş anlamlarını, zıt anlamlarını, kullanım örneklerini ve cümle çevirilerini görmek için kelimeye tıklayınız.)

  1. a: bir
  2. about: hakkında
  3. all: bütün, tüm
  4. also: ayrıca, -de
  5. and: ve
  6. as: için, gibi
  7. at: -de,-da
  8. be: olmak
  9. because: çünkü
  10. but: fakat
  11. by: tarafından, ile
  12. can: -ebilmek
  13. come:gelmek
  14. could:-ebilir,-ebilirdi
  15. day: gün
  16. do: yapmak
  17. even: bile
  18. find: bulmak
  19. first:i lk
  20. for: için, çünkü
  21. from: -den,-dan
  22. get: elde etmek
  23. give: vermek
  24. go: gitmek
  25. have: sahip olmak
  26. he: o (erkek)
  27. her: onun, ona (kadın)
  28. here: burada
  29. him: ona (erkek)
  30. his: onun (erkek)
  31. how: nasıl
  32. I: ben
  33. if: eğer
  34. in: içinde
  35. into: içine
  36. it: o, onu (cansız varlık veya hayvan)
  37. its: onun (cansız varlık veya hayvan)
  38. just: henüz, sadece
  39. know: bilmek
  40. like: gibi, hoşlanmak
  41. look: bakmak, görünmek
  42. make: yapmak
  43. man: adam
  44. many: birçok
  45. me: beni, bana
  46. more: daha, daha çok
  47. my: benim
  48. new: yeni
  49. no: hayır
  50. not: değil
  51. now: şimdi
  52. of: -in ,-ın
  53. on: üzerinde
  54. one: bir
  55. only: sadece
  56. or: veya, ya da
  57. other: diğer, başka
  58. our: bizim
  59. out: dışarı, dışarda
  60. people: insanlar
  61. say: söylemek
  62. see: görmek
  63. she: o (kadın)
  64. so:böylece, öyleyse
  65. some: bazı, biraz
  66. take: almak, görütmek
  67. tell: söylemek
  68. than:-e göre, kıyasla
  69. that:o (uzaktaki)
  70. the: belirlilik takısı
  71. their: onların
  72. them:onları, onlara
  73. then:o zaman, ondan sonra
  74. there: orada
  75. these: bunlar (yakın)
  76. they: onlar
  77. thing: şey
  78. think: düşünmek
  79. this: bu (yakın)
  80. those: onlar (uzak)
  81. time: zaman, süre
  82. to: -e,-a
  83. two: iki
  84. up: yukarı
  85. use: kullanmak
  86. very: çok
  87. want: istemek
  88. way: yol
  89. we: biz
  90. well: iyi
  91. what: ne
  92. when:ne zaman
  93. which: hangi
  94. who: kim
  95. will: -ecek, -acak eki
  96. with: ile, birlikte
  97. would: -ecekti, -erdi
  98. year: yıl
  99. you: sen
  100. your: senin

‘Abandon’ ve ‘leave’ arasındaki fark nedir?

‘Abandon’ ve ‘leave’ kelimeleri daha çok ‘terk etmek’, ‘ayrılmak’, ‘bırakmak’ manalarında kullanılır. ‘Abandon’ kelimesi bir kimseyi veya yeri geri dönmemek üzere terk etmek, ‘leave’ kelimesi ise bir süreliğine bir kimseden veya yerden ayrılmak anlamında kullanılır:

He abandon his wife and married to a young girl.
– Eşini terk etti ve genç bir kızla evlendi.

He left his wife alone at the party.
– Eşini partide yalnız bıraktı.

She abandoned her house because of the war.
– Savaştan dolayı evini terk etti (geri dönmemek üzere).

She left her house for a vacation.
– Tatil için evinden ayrıldı.

Abandon’ ve ‘leavekelimelerinin manalarını, ingilizce tanımlarını, eş anlamlarını, zıt anlamlarını, kullanım örneklerini ve cümle çevirilerini görmek için «kelimeye tıklayınız».